Son Yıllarda Antidepresan İlaç Kullanımının Artması

Antidepresanlar, uykusuzluk, iştahsızlık gibi problemlerin yanı sıra depresyon, anksiyete bozuklukları gibi semptomları hafifletmeye yardımcı olabilecek ilaçlardır. Bu ilaçlar; ruh halindeki ve davranışlardaki değişikliklerden sorumlu olan beyindeki sinir ileticilerinin kimyasal dengesizliklerini düzeltmeyi hedeflerler. Majör depresyon; bir ilişkinin sonra ermesi, sevilen birinin ölmesi ya da bir işi kaybetme gibi olaylarla tetiklenebilecek devam eden ve günlük hayatı oldukça etkileyen büyük çüküntü, bitkinlik ve ilgisizlik hali olarak kısaca özetlenebilir. Majör depresyon ya da melankoliyi tedavi etmenin yaygın yolları psikoterapi ve antidepresan ilaç kullanımıdır. Bununla birlikte, küçük çaptaki depresyonlarda hastalar başlangıçta herhangi bir ilaç almazlarsa, uzun vadede daha iyi durumda olabilecekleri öne sürülmektedir. Antidepresanlar ilk kez 1950’lerde geliştirilmiş, kullanımları son 20 yılda giderek daha yaygın hale gelmiştir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre depresif bozukluğa sahip olan kişi sayısı 300 milyonun üzerindeyken, 250 milyondan fazla kişide de kaygı bozuklukları mevcuttur. Bu iki hastalığın neden olduğu üretkenlik kaybının dünya ekonomisine olan maliyeti ise 1 trilyon dolardan fazladır. Kadınların antidepresan kullanma ihtimalinin erkeklerden 2,5 kat daha fazla olduğu da belirtilmiştir. Sağlık Bakanlığı’nın istatistiklerine göre ise yılda yaklaşık 9 milyon kişi, ruh ve sinir hastalıkları nedeniyle doktora başvuruyor. Son 5 yılda antidepresan ilaç kullanımı yüzde 27’ye yakın artmıştır.

Neden Antidepresanlara Yöneliyoruz?

Türkiye’deki antidepresan kullanımının bu kadar yükselmiş olması psikiyatristleri endişelendirirken, bu ilaçlara yönelimin artmasına işsizlik, alkol ve madde kullanım bozuklukları, toplumsal çatışmalar ve belirsizlikler gibi psikiyatrik hastalıkların neden olduğu belirtilmektedir. Modern hayat; sosyal ve ekonomik düzeyde yeterli olan ülkelerde bile stresli olabilirken, mülteci durumundaki insanlar için çok daha zorlayıcıdır.  Öte yandan, bu durumu sadece biyolojik ya da durumsal olarak değerlendirmek yeterli değildir. Yetersiz ya da yanlış besin alımı da ruh hali bozukluklarına neden olabilmektedir. Sosyal medya ironik olarak insanların daha izole olmalarına ve kendi duygularıyla temaslarının bozulmasına neden olmaktadır. Yalnızca bir hap alıp her şeyi yoluna koyma fikri ile doğrudan tüketiciye yönelik reklamcılık birleştiğinde, antidepresan kullanımındakı büyüme de hızla devam etmektedir. 

Depresyon semptomlarını hafifletmede, bu ilaçların kullanımının yanında davranışsal faktörlerin etkinliği ile ilgili de güçlü kanıtlar vardır. Bunlara meditasyon, egzersiz, uyku, stres azaltma, düzgün beslenme dahildir. Genel olarak bakıldığında küresel anksiyete büyüdükçe, antidepresan kullanımı da artmaktadır. Bu kadar fazla insan mutsuz olduklarını bildirdiğinde, sosyal yapıyı yeniden incelemenin zamanı belki gelmiş de geçiyor demektir.

Kaynaklar 

  • https://www.saglik.gov.tr/TR,11588/istatistik-yilliklari.html
  • Cipriani A, Furukawa TA, Salanti G, et al. Comparative efficacy and acceptability of 21 antidepressant drugs for the acute treatment of adults with major depressive disorder: A systematic review and network meta-analysis. The Lancet 2018. 
  • Pratt L.A., Brody D.J., & Gu Q. Antidepressant use among persons aged 12 and over: United States, 2011–14. NCHS Data Brief, No. 283. Hyattsville, MD: National Center for Health Statistics. 2017.
  • Vittengl J.R.: Poorer Long-Term Outcomes among Persons with Major Depressive Disorder Treated with Medication